• 15.11.2021 11:23

Son 20 yılda Ülkemiz genelinde yıllık ortalama yağış miktarı yaklaşık 643 milimetre olup, bu rakam dünya ortalamasının (800 milimetre) altında olmaktadır.

Bir yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 8-10 bin metreküp olan ülkeler su zengini, 2 bin metreküpten az olanlar su azlığı çeken, bin metreküpten az olanlar da su fakiri ülkeler arasında kabul ediliyor.

Dünya yüzeyindeki 1. 4 milyar kilometreküp suyun yalnızca %2,5 u tatlı su ve tatlı su kaynaklarının da üçte biri kullanılabilir durumda. Malesef tuzlu su tarımsal ve kişisel kullanımda kullanılamıyor.

Ülkemizin tüketilebilir yer üstü ve yer altı su potansiyeli yılda ortalama 112 milyar metreküp, kişi başına tüketim bin 500 metreküp seviyesinde bulunuyor. Bu da Türkiye'yi su azlığı yaşayan ülke kategorisine sokuyor.

Türkiye İstatistik Kurumunca 2030'da ülkemiz nüfusunun 100 milyon civarında olması tahmin ediliyor. Mevcut kaynakların tamamının bozulmadan korunduğunu varsayılsa bile bu tarihte yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının bin metreküpün altına düşmesi bekleniyor.

Kişi başı düşen su miktarını sadece içecek olarak veya kullanma suyu olarak düşünmeyin. Bitkisel ve hayvansal gıdalarımızın üretiminde ve işlenmesinde  de yüksek miktarlarda su tüketiliyor.

Yer altı su kaynaklarımız hızla tükeniyor bu tükenme doğal olarak yer üstü su kaynaklarımızı etkiliyor , her gün ülkemizin çeşitli bölgelerinde meydana gelen devasa obruklar, artık akmayan pınarlar, suyu çekilen kuyular bu durumun en büyük göstergesi olmakta.

Son 50 yılda ülkemiz genelinde 70 den fazla  gölümüz kurudu. Irmaklarımızın ortalama debileri azalıyor, Büyük göllerimizin su seviyeleri hızla düşmekte. Eğirdir, Kovada, Burdur, Gölhisar, Tuz gölü ve daha bir çok gölümüz kuruma tehdidi altında.

Kayıplar bu hızla artar, tüketim ve nüfustaki artış bu şekilde devam ederse, en önemlisi israfın önüne geçilmez ise üç tarafımız denizlerle çevrili olmasına rağmen tatlı su kaynaklarımız tükenecek işte o gün hepimiz tükeneceğiz.

Su israfının önüne geçilebilmesi ve mevcut su kaynaklarımızın korunması için devlet, millet, şehir, aile ve şahıs olarak alacağımız tedbirleri ve uygulamaları öğrenmeli ve hiç zaman kaybetmeden uygulamalıyız.

Su kaynaklarımızın tükenmesi ne kadar zor ve imkansız görünse de gerekli tedbirleri almazsak gerçekleşecek daha kötüsü kaynaklarımızın yenilenmesi ve eski haline dönmesi o kadar kolay ve çabuk olmayacak.

Bu nedenle bizim olmasa da çocuklarımızın su problemi yaşamaması, suya bağlı olan hayatı daha iyi yaşayabilmesi için tedbirler almalıyız.

En büyük tedbirler den başlayacak şekilde ivedilikle farkındalık kampanyaları başlatılması ve yaşayan her bireyin tatlı suyun önemini anlaması sağlanmalıdır.

Öncelikli olarak bilinçli ve tasarruflu su kullanımı sağlanmalı, su kaynaklarımızın kirlenmesinin önüne geçilmelidir. Başta suyun kendisi ve gıda israfı olmak üzere tüm israf kalemleri minumum seviyeye getirilmelidir.

Okullarda çocuklarımıza suyun önemi ve tasarruflu su kullanımı, bireysel tedbirler ders olarak anlatılmalı, tarımsal üretimde vahşi sulama bir an önce sonlandırılıp modern basınçlı sulama metodlarına geçilmelidir.

Yer altı su kaynaklarımızın korunması ve israfının önlenmesi amacı ile sulama amaçlı kullanıma açılan su kuyularının sayısı ve kullanımına sınırlama getirilmeli, kuruyan ve kurumaya yüz tutmuş göllerimizin geri kazanılması için projeler yapılmalıdır.

Bitki örtüsünün azlığının ve eğimin sebep olduğu erezyondan dolayı yağış sularının toprak tarafından emilmeden yüzey akışına geçip kaybolmasını önleyecek tedbirler alınmalı, teraslma ve ağaçlandırma çalışmaları artırılmalıdır.

En önemlisi ise yanarak veya başka sebeplerle kaybolan orman alanlarımız ivedilikle yeniden kazanılmalı, Devletimiz ile Milletimiz el ele verip yeni ormanlar tesis edilmelidir.

Ağaçlandırma konusunda canla başla çalışan Tarım ve Orman Bakanlığımızın ağaçlandırma seferberliğine katılım sağlanmalıdır.

Dikilen her bir fidanın yağış rejimine olumlu etkisi ve toprağın korunmasına faydaları akıldan çıkarılmamalıdır.

Unutmayın Su Hayattır, Su biterse tüm hayat biter.....