• 8.09.2021 19:40

Yuh yani “YUH…!” Bin kere “YUHH…!”

Başlığa bakarak “aşk” ı “yuh”ladığımı sanmayın sakın.! Sabredin bana hak vereceksiniz…!

Tam bir “SKANDAL…!”

Bu kadarına da “PESS” dedirtecek cinsten bir olay…!

Üzücü…Üzücü olmasının yanında ciddi anlamda “düşündürücü…!”

Haber, gazetemiz “Objektif” te manşet olduğu için detayına inmeden özetleyerek asıl konuya girmek istiyorum:

Olay, Türkiye’nin en büyük çiftçi ailesi olarak bilinen “çiftçimizin yanındayız” logosu ile tanıdığımız Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) Sakarya Bölge Birliği’ne bağlı 980 Düzce Duraklar (TKK)Tarım Kredi Kooperatifi’nde meydana geldi. 

KOOPERATİF MÜDÜRÜ “KABA-DAYI” OLURSA…!

2021 yılının bir temmuz sıcağında saatin 10.30- 11.00’i gösterdiği bir zaman diliminde Düzce’ye gitmeden “bir selam vereyim” diye uğradığı (TKK)Tarım Kredi Kooperatifi’nde olacaklardan habersiz; gülerek geldiği kooperatiften “boynu bükük” adeta kovulurcasına ayrılacağını nereden bilebilirdi ki…!

Evden çıkıp otobüs durağına geldiğinde pandemiden dolayı araçların plansız gecikmesini fırsat bilerek uğradığı kooperatife, yeni müdürün atandığını duyan çiftçi “tanışıp bir hayırlı olsun” diye düşünürken uğradığı hakaretle tam bir “şok” yaşadı.

Tabii ki olacaklardan bi-haserdi…! Kooperatifin kapısına kadar geldiğinde kapı kapalı gibi duruyordu. “Burada biri olmalıydı” diye düşündü çiftçi; sol eliyle kapının kolunu tutup sağ eliyle de kapıyı “tıkladı”…! Camdan içeri bir göz attıysa da kapının koluna bastırmasıyla birlikte çiftçi kendini kooperatifin içinde buldu…

Çiftçinin içeri girdiğini gören muhasebeci ayağa kalkıp, çiftçiye ismiyle hitap ederek “hoş geldiniz” dedi ve masasının yanındaki koltuğa oturttu çiftçiyi....!

Yaklaşık üç-beş dakika sonra karşı kapıdan tanımadığı bir şahsın belirdiği görüldü. Bu esnada muhasebeci çiftçiye dönerek : “yeni atanan müdürümüz ” diye tanıştırdı.

ÇİFTÇİ TELEFON İSTEDİ; “MÜDÜR ÇILDIRDI…!”

 Bizim çiftçi, gelen şahsın kooperatif müdürü olduğunu duyunca ayağa kalktı ve müdüre “Memnun oldum hoş geldiniz müdürüm nasılsınız? Sizden önceki müdürle tanışmıştık ama sizinle henüz tanışamadık, sizi de ilk kez görüyorum hoş geldiniz, hayırlı olsun” dedi…!

Bu arada müdürle çiftçi ayakta göz göze geldi. Çiftçi gülümseyerek konuşmaya devam etti: “…telefon numaranızı da alabilir miyim müdürüm?

Çiftçinin bu sıcak karşılamasının ardından müdür, masasına doğru yürürken çiftçiye de sert bir mizaçla bakarak ayakta kendisini karşılayan çiftçiye sözlü “hakaret” etmeye başladı:

“…Sen benim telefon numaramı ne yapacaksın..!...? Ben OF’LUYUM; TELEFON NUMARAMI VERMEM…!

Bizim çiftçi, müdürün bu ters cevabı karşısında bir anda neye uğradığını anlamadı. Kısa bir şaşkınlık geçirdiyse de tepkisini ifşa etmemeye çalıştı…! Kızgınlığını içine gömdü; ”ya sabır” çekti içinden…!

Beklemediği bu tepkinin getirdiği “şok”la biraz duraklayan çiftçi, bir anda donup kalsa da tepki vermedi…! Sol yanında masada oturan kooperatifin muhasebecisi; karşıda ayakta hakaret dolu sözleri sarf eden müdürün sözleri arasında neye uğradığını anlayamadı çiftçi…! Manzara ürkütücüydü…!

İyi niyetle uğradığı kooperatifte, müdürün “hışmına uğramıştı” bizim çiftçi…! Bu arada tabii ki susmayı tercih etti. Çünkü cevap vermesi tartışmanın büyümesi anlamı taşırdı…! 

Çiftçi kardeşimizin ifadesiyle “söz ve eylem” aynen bu şekilde gelişti…!

Çok tuhaf değil mi…!

Ortakları çiftçi olan bir “kooperatifin müdürü” kendisini ziyarete gelen bir çiftçiye nasıl bu şekilde HAKARET edebilirdi…! Nasıl böyle bir üslupla karşılayabilirdi…!

Kendisine “hoş geldiniz” diyen bir vatandaşa nasıl bu şekilde davranabilirdi…!

Sizin de benim gibi inanmakta zorlandığınızı duyar gibi oluyorum…!

BU MÜDÜR “FASON MU…!”

Bu gerçek müdür mü yoksa “fason mu” bilemem…!

Müdür değil de geçici “yetki verilmiş bir müdür” de olabilir…!Ancak kendisi müdür makamında oturduğu veya kendini müdür olarak tanıttığına göre biz de “müdür” olarak düşünüyoruz. Yoksa tabii ki alnında “müdür” yazmıyordu!…Ancak oturduğu makam “müdür” makamı olduğuna göre, çiftçiye de müdür olarak tanıtıldığına  göre biz de beyefendiyi “kooperatif müdürü” olarak adlandırıyoruz.

Her ne olursa olsun böyle bir müdürün; bırakın bir günü “bir an bile o makamı işgal etmesi”; çiftçiyi hakir görmekten başka anlam taşımaz…!

Kooperatif müdürünün sergilediği bu tavır, sadece hakarete uğrayan bu çiftçiye değil, kooperatifin tüm çiftçi ortaklarına da “hakaret” anlamı taşır üstelik…!

Siz hiç böyle bir kooperatif müdürünün “ortaklarını bu şekilde kooperatiften kovacak hale getirdiğine şahit oldunuz mu…!

Tarım Kredi Kooperatifi (TKK) müdürünün, kooperatife gelen bir misafire hakaret etmesi, kooperatif ortaklarına da hakaret anlamı taşımaz mı!

ÇİFTÇİLİK BİR “AŞK” İŞİDİR…!

Şimdi anladınız mı “Bir Çiftçinin Kooperatif Aşkı” başlığını niçin kullandığımı …!

Yukarıda özetlediğim “çiftçiye hakaret” içeren gelişmeyi kaleme aldığımda yazının başlığını bulmakta zorlandığımı belirtmem gerekiyor. 

Böyle bir yazının başlığı “MÜDÜR” ağırlıklı mı olmalıydı; yoksa ortaklarının tamamı çiftçi olan “ÇİFTÇİ” odaklı mı olmalıydı…!

Hemen ilk aklıma gelen BAŞLIK: “MÜDÜR MÜ KABA-DAYI MI” oldu…!

Sonra, düşündüm; çiftçinin hakarete uğradığını vurgulamam gerekirdi:  “Çiftçi Dayı’nın Müdür İsyanı” veya “Çiftçinin Müdür Sınavı” olabilir dedim…!

Bu da anlatmıyordu “hazin” sonucu: “Çiftçinin Müdür Sabrı” olsun ki çiftçinin sabrı ortaya çıksın istedim…!

Yok yokk…! Bu da yetmezdi…Asıl konuyu anlatmıyordu ki…! Sonunda bu kadar “büyük sabrı” ancak “Bir Büyük AŞK” ifade edebilir diye düşündüm ve “Çiftçi Dayı’nın KOOPERATİF AŞKI” böyle  doğdu…!

Aslında her okur, bir köşe yazısını okurken gönlünden bir başlık üretir ama onu ifşa etmez; bunu yazara da yansıtmaz içine gömer…! O yüzden okur, yeter ki yazıyı sonuna kadar okusun; daha ne çok farklı başlıklar ortaya çıkaracaktır Allah bilir…!

Değerli okurlarım sizler de bu yazıyı sonuna kadar okuduğunuza göre sizde içinizden geçen başlığı kendiniz koyabilirsiniz…!

 

MÜDÜR MÜ “KABA-DAYI” MI…?

Tarım Kredi Kooperatifi’ne müdür olarak atanmanın kriteri nedir?

Bu kriterler içinde “OF’lu olma” şartı var mıdır?  

Adı geçen kooperatife yeni atandığı öğrenilen bu müdürün, kendisini ziyarete gelen bir çiftçiye karşı takındığı bu sözlü “hakaret” karşısında bizim Çiftçi Dayı bir anda şaşkına dönmüştür. Beklemediği bu hakaret içeren sözler karşısında ilk anda kısa bir tereddüt geçiren çiftçimiz; “misafirdir kalbini kırmayayım” diyecek kadar vakurdur. Olayı kendi açısından yumuşatmaya çalışsa da TKK müdürünün “kin ve nefret” söylemi ve hakarete varan tavrı nasıl izah edilebilir…!

Çiftçi Dayı, müdür yetkili zatın bu “kaba-dayı” tavrı karşısında önce derin bir nefes alır ve kendisine hakaret eden müdürün sert tavrını kendine göre yumuşatmaya çalışır. Çünkü kendisi, kooperatife “müdürle kavga etmeye gitmemiştir…!”

Bir müdüre bakar bir de kendisine “hoş geldiniz” diyerek yanına oturttuğu kooperatifin muhasebecisine...Çiftçi ve köylü olmanın verdiği vakarı bozma niyetinde değildir aslında bizim çiftçi:

“-Of’u biliyorum hatta Rize’ye en yakın Hayrat’ı da biliyorum. ‘Hayrat’ belde miydi köy mü?” diyerek de olayı kapatmaya, karşısındaki müdürün duruşunu örtbas etmeye çalışır çiftçimiz…Yani bir anlamda “müdür kendine gel, bardağı taşırıyorsun, ayıp ediyorsun” tavrı içinde kendisini aşağılamaya devam eden Kooperatif Müdürü’nün adeta “kavga etme üslubu” karşısında restleşmeden olayı geçiştirmeye ve sözlü hakareti bu yöntemle pörsütmeye çalışmıştır…! (Sabrediyorsunuz değil mi…!)

Kooperatif müdürünün bu rest çeken ve hakarete varan tavrının dinmemesi üzerine tekrar “derin bir nefes” alır Çiftçi Dayı; adeta “bela gelmeden belayı def edeyim” politikasını güderek, muhasebecinin de ezilip büzülmesine mahal bırakmadan müsaade ister kooperatiften ayrılır…!

Hadise abartısız böyle gelişmiştir.

Kooperatif müdürünü tanımıyorduk bundan sonra tanımasak da olur …!

O yüzden “müdür unvanlı” bu zatın adını zikretmeyi dahi kendime “zül” sayıyorum. O yüzden ne müdürün adını yazıyorum ne de sabır timsali çiftçinin adını…!

Bu hareketten sonra “kültür ve gelenek fukarası”; ahlaki ve sosyal iletişimden mahrum bu “müdür bilmecesi zevat”ın böyle bir çitçi kooperatifine “müdür” olarak atanmasının anlamsızlığını kendi bünyesinde yorumlamaya  ve sorgulamaya çalıştı bizim “Çiftçi Dayı…!”

Şaşırmıştır Çiftçi Dayı…Müdür unvanlı zatın da yüzsüzlüğü “PİK” yapmıştır. Müdürün “çok özür diliyorum beni yanlış anladınız sanırım” demesini beklese de “başımı belaya sokmadan buradan ayrılmam daha hayırlı olur” diyerek kooperatifi arkasını alarak adeta “beladan kaçmıştır…!” 

Anladınız değil mi niçin “Kooperatif Aşkı” dediği mi…!

Öyle olmasa kooperatife ve çiftçiliğe aşık olmayan bir vatandaş, böyle bir zulmü sineye çeker miydi…!

Ancak “aşık olanlar sabreder” ilkesi ışığında büyük bir “sabır taşı” olduğunu göstermiştir bizim Çiftçi Dayı…!

MÜDÜRÜN YAPTIĞI “NE İNSANİDİR NE AHLAKİ…!”

Bir TKK müdürünün çiftçiye uyguladığı bu “MOBBİNG”in cezasını tabii ki “resmi anlamda” önce bu atamayı yapan, buna maaş bağlayan kurum TKK Sakarya Bölge Birliği yetkilileri verecektir…!

Peki bu “manevi baskı” ve hakareti insani olarak bir anda ortadan kaldırmak nasıl mümkün olacaktır…!

Sizce müdürün bu hareketi nasıl telafi edilebilir…!

Çiftçinin yerinde siz olsaydınız müdüre karşı tavrınız veya karşı duruşunuz nasıl olurdu?

…!

Sizi bilmem de benim açımdan ortakları çiftçi olan bir kooperatif müdürünün kendisini ziyarete gelen bir vatandaşa karşı takındığı bu TAVIR, HAREKET, HAKARET, MOBBİNG (adına ne derseniz deyin) samimi olarak söylüyorum: “ne insanidir ne de ahlaki…!”

Müdürün “Ben Of’luyum” demesi nasıl izah edilebilir…! “Telefonumu vermem” demek bir anda kavgayı tetikleyen ve ateşi körükleyen manzaranın tezahürü; bombanın fitilinin çekildiği anı anımsatmaz mı …! Tam da ateşin harlandığı andır o an…!

Olayın vehametini anladığınızı düşünüyorum.

“Sana o makamı veren çiftçiler değil mi?”

“Çiftçiler olmasa TKK (Tarım Kredi Kooperatifi) diye bir kurum doğar mıydı?”

Çiftçi olmasa kooperatif olur muydu,,,! Kooperatif olmasa müdür olur muydu…!

“Kimlerin harcıyla kuruldu bu kooperatif…?”

“Bir çiftçi kooperatifinde kim olursan ol, ne olursan ol; sen hangi yüzle, hangi sıfatla, hangi cesaretle bir çiftçiye hakaret edebiliyorsun…!...?”

Allah’tan bizim Çiftçi Dayı müdüre uymadı; yoksa ortalık toz duman olurdu …! 

O yüzden Çiftçi Dayı’nın heykeli dikilmelidir…! Çiftçi her halükarda övülmeye ve takdire layıktır…

 Kooperatifin ana görevi Of’lu dışındaki insanları “hakir” görmek, kapıya gelen “çiftçiyi kovmak mıdır…!”  Yoksa misafir gözüyle karşılayıp kooperatifte ağırlamak mıdır..!

Kooperatife her gelen; kim olursa olsun (eşkıya olmadığı sürece) en iyi şekilde ağırlanmaya layıktır.…Bu önce insan olmanın gereğidir.

Bu Kooperatif çiftçinindir, köylünündür…!

MÜDÜRÜN HİÇ DEĞİLDİR…! Çiftçi adına kooperatif adına görev yapan, üstelik çiftçinin almadığı maaşı alan bir “emanetçidir” dir müdür...! Müdürün yetkisi de etkisi de sınırlıdır…!

Müdür burada öncelikle “emanete riayet etmekle” yükümlüdür; çiftçiyi aşağılamak; “emanete hıyanet” anlamı taşır. O sadece kooperatifi korumak ve kollamakla yükümlü gelip-geçici bir makamın mümessilidir…! Kalıcı olan önce çiftçilerdir sonra kooperatifin kendisidir…!

Ürün satarsın veya satmazsın bu sonraki iştir…!

“Ortakları çiftçi olan bir kooperatif müdürünün, makamından çiftçiyi bu şekilde kovduğu hiç vaki midir…!

ÇİFTÇİ HER ZAMAN TAKDİRE ŞAYANDIR

Ben, kalbi kırılan, belki “parçalanan”; aşağılandığı ve horlandığı halde gıkını çıkarmadan arkasını dönüp giden Çiftçi Dayı “misafirdir bozmayayım” diyecek kadar olgun ve seviyeli davranan böyle bir çiftçinin her zaman takdire şayan olduğunu düşünüyorum. Hakarete maruz kaldığı halde karakterini bozmadan sabrını ve sükunetini muhafaza ederek çiftçiliğin verdiği onurlu vakur duruşu koruyarak “insanlık” dersi veren “ALTIN YÜREKLİ” onur abidesi bu çiftçiyi tabii ki tanımanızı isterim. Ancak ben adını ifşa ederek, “hedef” olmasını istemedim. Gazeteci olduğunuz zaman bazı mahremlere saygılı olmanız gerekiyor; “Sana derdini açanı deşifre etmenin güvensizlik doğurduğunu” öğrettiler bize büyüklerimiz…!”

O yüzden isim konusunda “affınıza sığınarak” ve tüm çiftçiler adına nasırlı elleri öpülesi “ALTIN YÜREKLİ KAHRAMAN” çiftçimizin adını şimdilik “ÇİFTÇİ DAYI” olarak tanımanızı isterim.

 Hayatını toprakla haşir-neşir olarak geçiren tüm çiftçiler  bizim nazarımızda “kooperatif müdürü gibi Kaba-dayı!” değil; “Dayı”dır…! “Baş-üstünde, el-üstünde” tutulmaya layıktır. Sevgiye ve övgüye layıktır.

…“Elleri öpülesi, kalpleri sevilesi bir değerler” manzumesidir onlar…! Dayısıdır toprağın onlar...Bereketin bekçisidir; kara toprağın sevdasıdır onlar...!

ÇİFTÇİ’NİN FENDİ KABADAYI’YI YENMİŞTİR”

“Çiftçi Dayı” öyle bir kahramandır işte…! Müdürün “kaba-dayılık”  taslaması karşısında “Çiftçi Dayı”; “Adam”lığını yani “insan” olma vasfını ifşa etmiş, çiftçiliğin onurlu duruşunu sergilemiştir; daha açık ifadeyle “Çiftçi Dayı’nın fendi  ‘Kaba-dayı’yı yenmiştir…!”  

“Kaba-Dayı Müdür”ün çiftçinin kalbinde açtığı tahribatı hangi güç telafi edebilir…! Bugüne kadar hep itilip-kakılmış tertemiz yürekli “çiftçilik ruhu” bir müdürün insiyatifine tabii ki bırakılamaz...!

Çiftçinin fendi kabadayı müdürü yenmiştir.

Sözü daha da fazla uzatmadan son sözü TKK’nin 1 Numaralı ortağı, TC’nin kurucusu Gazi Mustafa Atatürk’ün şu veciz sözüyle noktalayalım:

“Milli ekonominin temeli tarımdır. KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR.”

Nokta…!