Toprak ölürse canlanmaz

Daha başlığı okuyunca sorduğunuzu duyar gibiyim :

- Toprak ölür mü?

- Evet kardeşim ölür, hemde diğer canlılar gibi geri canlanmamak üzere ölür.

Eğer canlı ise ölmesi normal değilmi derseniz. Değil çünkü toprak tek bir canlı değil, canlı organizmalar topluluğudur, içerisinde bir canlı ölürken diğer canlının doğması lazım. Tıpkı milletler gibi, toplumlar gibi.

Bir ortamda yaşayan tüm canlılar birden ölüyorsa bunun adı katliamdır. Şu anda topraklarımızın organik maddesinde var olan azalma da tam olarak budur ; KATLİAM.

Toprak içerisinde bir çok faaliyeti barındıran, tüm canlıları üzerinde barındırdığı gibi yüzlerce canlının da içerisinde barındığı bir yaşam alanıdır.

Üzerindeki bitkilerin kökleri vasıtası ile besin elementlerini aldığı toprak canlı., hareketli ve sürekli değişim halinde olan bir yapıdır.

Bir kaç cm sinin oluşması yüz yıllar almakta bu nedenle azaldığı alanlarda yenilenmesi, üzerine ilave edilmesi mümkün olmamaktadır.

Anlayacağınız olanı korumaktan, sahip çıkmaktan başka yapabileceğimiz bir şey bulunmamaktadır.

-Peki koruyabiliyormuyuz?

-Malesef hayır.

Tüm dünyada ve ülkemizde yaşamak için beslenmek zorunda olan canlı sayısı her saniye artarken tarım alanlarımız sürekli azalmakta üzerine var olan tarım alanlarımız da canlılığını kaybetmekte yani ölmektedir.

Son 50 yılda ekilip dikilen tarım alanımız 280 milyon dekardan 230 milyon dekara düşmüş durumdadır. 50 yılda 50 milyon dekar arazi tarım yapılmaktan uzaklaştı.

Peki kalan arazilerin canlılığı ne durumda derseniz Son 20 yılda : % 3 ve üzerinde organik madde içeren toprak alanımız %10 dan % 1 e, , %2-3 arası organik madde içeren toprak alanımız % 25 den % 10 a düşerken, % 1-2 arası organik madde içeren toprak alanımız % 47 den % 70 e, % 1 den az organik madde içeren toprak alanımız %16 dan %18 e yükselmiş durumda.

Anlayacağınız tarımsal üretim yapılan alanlarımız azalırken, tarımsal üretim devam eden topraklarımızda ölüyor, henüz ölmemiş olan kısımda can çekişiyor.

Ülkemizin 4 de 1 i orman ve dikili tarım arazisi ama %5 ve üzeri organik madde içeren arazimiz kalmamış, % 3-5 arası organik madde içeren arazimiz % 1 seviyesine düşmüş. Ne kadar acı.

Bir taraftan yapılaşma, erezyon gibi nedenlerle tarım alanlarımızı kaybederken diğer taraftan yanlış gübreleme ve sulama, hatalı herbisit kullanımı gibi nedenlerle henüz kaybolmamış olanı da öldürüyoruz.

Bu durumun en belirgin görünürlülüğü son bir kaç yıldır haberlerde Konya, Mardin, Denizli gibi şehirlerimizde kum fırtınaların meydana geldiğini seyrediyoruz. Anadolu çöl değil ki, kum fırtınası nasıl olur hiç düşündünüz mü?

Topraklarımız kumlaşıyor, çölleşiyor o yüzden.

Peki ne yapmalıyız, farketmesek te gelecek adına en büyük sorunumuz olan bu konuda ne yapabiliriz, nasıl bir tarım yaparsak topraklarımızın canlılığını devam etmesini sağlayabiliriz.

Çözüm yolu aramak için en baştan sorunu görmeli ve büyüklüğünü idrak etmeliyiz. Sonrasında topraklarımızı kaybetmemek ve organik madde içeriğini yükseltmek için tedbirler almalıyız.

Peki bu tedbirler neler, topraklarımızın organik madde içeriğini yükseltmek için neler yapmalıyız?

-Öncelikli olarak toprak işleme de ve bakım faaliyetlerinde rüzgar ve su erezyonunu dikkate alarak toprak işlemeyi doğru şekilde yapmalıyız.
-Aşırı sulamadan kaçınmalı, bitki örtümüzün ihtiyacı olan suyu zamanında ve kararında vermeliyiz.
- Tarlamızdaki anız artıklarını veya bahçemizde ki temizlik sonrası çıkan dal ve otları yakarak temizlemekten hemen vazgeçmeliyiz.
- Gübre kullanırken doğru ve zamanında gübreleme yapmaya çalışmalı, kimyevi gübre kullanırken toprağımıza bitkimizin ihtiyacı olan besin elementlerini verirken gübrede kullanılan dolgu maddelerine dikkat ederek, seçici bir şekilde gübre almalıyız.
- Eğer mümkünse gübrelemeyi organomineral gübreler ile yapmaya çalışmalı, toprağımıza besin elementleri ile beraber organik madde de vermeye çalışmalıyız.
- En azından 3-4  yılda bir defa kış aylarında  tarlamıza veya bahçemize kompost, leonardid veya hayvan gübresi gibi toprağımızın organik maddesini artıracak yardımcı katkı maddeleri kullanmalıyız.
-Tarlalarımıza, bahçelerimize yeşil gübreleme yapmayı mutlaka öğrenmeli, 3-4 yılda bir yapmalıyız.
- Herbisit dediğimiz ot ilaçlarını kullanırken azami dikkat etmeli, bahçe temizliyorum diye bahçeyi zehirle boğmaktan bir an önce vazgeçmeli, mümkün olduğunca tırpan ile temizlik yapmalıyız.
- Topraklarımızın su tutma kapasitesini artıracak  her tedbiri araştırmalı ve ivedilikle uygulamaya başlamalıyız.
- Biyolojik ve kültürel mücadele yöntemlerini öğrenmeli zararlılar la mücadele de öncelik vermeliyiz.
Yukarıda yazdığımız ve daha bir çok tedbiri ivedilikle almazsak önümüzdeki belki 30 belki 50 yılda biz olmasak ta bizim çocuklarımız kumlaşmış, çölleşmiş, ot bitmeyen bir coğrafyada yaşayacaklar.

Bu sorunumuzun ötelenecek, ileri tarihe ertelenecek, göz ardı edilecek, dikkate alınmayacak bir hali kalmadı.

Kalın sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cenk Doğan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Oxijen TV Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Oxijen TV hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Oxijen TV editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Oxijen TV değil haberi geçen ajanstır.