• 3.07.2021 11:27

Öğrencilik yıllarımdan beri Türkiye ekonomisi hakkında konuşulduğu zaman; Türkiye bir tarım ülkesidir denilirdi. Hatta bunu vurgulamak içinde kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biriyiz diye övünürdük. İşin aslı bambaşkaydı. Nüfusunun %60-70’i köylerde yaşayan bir ülkenin tek geçim kaynağının tarım olması doğal değil mi?. Ayrıca kapalı bir ekonomiye sahip olduğumuz içinde üretilen tarım ürünlerini kendimiz tüketmekteydik. Dışarıya ancak fındık, üzüm, incir, tütün gibi ürünleri ihraç ediyorduk. Tarımda ilk atılım Menderes döneminde başladı. Traktörün tarıma girişi bir bakıma devrimdi. Sanayileşmeyle birlikte köyden kente göçün hızlanması karşısında çiftçi nüfus sayısı gün geçtikçe azalmaya başladı. Son 12 yılda çiftçi sayısı yarı yarıya azalmış. 2.700.000 kişi çiftçilik yapmakta. Çiftçilikle uğraşanların yaşları ortalama 55 iken, Avupa’da ise 60-65 arası. Son yıllarda gençlerin çiftçilik yapmalarını teşvik için 100.000 TL. hibe verilmeye başlandı. Ayrıca kadınlara da pozitif ayrımcılık yapılıyor. Geçen yıl ve bu yıl ekilen alanlar artmaya başladı. Sulama alanları genişledi. Suyun %70’i tarım ve hayvancılık alanında kullanılıyor.Bakmayın felaket tellallığı yapanların,‘Türkiye’de tarım bitti, çiftçiler perişan’ diye söylenmelerine. Bilhassa Pandemi döneminde tarıma yönelme bayağı teşvik edildi.2021 yılında tarımsal desteklerin 24 milyar TL’yi bulacağı açıklanıyor. Yine sevindirici bir haberde tohum konusunda; tarımda %96 oranında yerli tohum kullanıyoruz. Ayrıca tohum üreten firmaların 920’si yerli, 40’ı yabancı ve diğer 40’ı da yerli-yabancı ortaklığında. Son yıllarda tohum ihraç eder hale bile geldik.

18 Milyar dolar ihracat yapıyoruz. Makarnada dünya 2.siyiz. Bir ara buğday ithal ediliyor diye kara propaganda yapılıyordu. Halbuki makarna üretiminde kullanmak için yapılıyormuş. Hollanda dünyanın en gelişmiş tarım ülkesidir. 67 Milyar dolar ithalatına karşılık 100 Milyar dolar ihracat yapıyor. 2000 ton saman ithal ettik diye yıllarca propaganda yaptılar. Aslında 84.000 ton saman ihraç etmişiz. Başka bir yenilik tarımda devrim diyebileceğimiz oluşum ise yeraltı barajları 50 tanesi bitirilmiş, 150 tanesi de yapılacakmış. AK Parti döneminde 600 baraj yapılmış, dünyanın en büyük barajlarından birisi olacak olan Yusufeli barajı bitmek üzere. Son günlerde Kanal İstanbul konusu açılınca; tarım alanları ve orman alanları zarar görecek dedikosu dolaşıma sokuldu. AK Parti öncesi tarım dışı kalmış alanların miktarı 120.000 hektar iken, bu oran günümüzde 14-15 bin hektara düşmüştür. Bu alanlarda okul, hastane, yurt ve ulaşım alanlarına ayrılan alanlardır.

AK PARTİ’NİN EN BÜYÜK EKSİKLİĞİ

Ben de bu bilgileri son Marmaris orman yangını nedeniyle TV’de açıklamalarda bulunan Tarım Bakanı sayın Bekir Pakdemirli’den öğrendim. Öğrenmekle beraber hükümet üyelerine ve AK Parti yetkililerine kızgınlığım arttı. Düzce bir tarım şehri olmasına rağmen bu konular ne gazetelerde, ne TV yayınlarında pek fazla konuşulmaz. Ancak fındık taban fiyatları açıklanmadan önce Ziraat Odası yöneticileri ve muhalefet sözcüleri fiatlar konusunda açıklamalar yaparlar. Hükümetteki Cumhur İttifakı’da karşı açıklamalarda bulunur. Koskoca Ana Muhalefet Partisi’nin Başkanı; musluk açma töreni düzenliyor, kreş açılımına onlarca CHP’li yetkili katılıyor. Hatta açılış yapmama töreni bile düzenliyorlar. Uzaya uydu fırlatılıyor, Yusufeli Barajı gibi devasa yatırımlar yapılıyor kimsenin haberi olmuyor. AK Parti  yalan haberleri yalanlamakla baş etmekte zorluk çekiyor. Oysa icraatlarını kamuoyunun bilgisine sunmak için haftanın belirli günlerinde açıklamalar yapabilir. Böylece hem kamuoyuna çalışmalar hakkında bilgi verir, bir yandan da yalan haberlerin gerçeğini anlatmış olur. Sayın Erdoğan’ın teşkilata ve milletvekillerine sahaya inin, seçmene dokunun derken bunu kastediyordu.

ORMAN YANGINLARI

Her yıl yaz aylarında yaşadığımız felaketlerin başında orman yangınları yer alır. Kamuoyunda geçmişten gelen bir algı vardır. Bilhassa Ege ve Akdeniz kıyılarında yaşanan yangınların kasıtlı çıkarıldığını, turistik oteller için yer açmak için yapıldığını ileri sürerler. Peki doğru değil mi?. Evet. Bunun için çıkartılmış yangınlar olmuştur. Ege ve Akdeniz’deki yangınların önemli bir kısmı kasıtlı olmayan insan kaynaklıdır.( Piknik vs.) Ayrıca yaz sıcaklığının en fazla olduğu yerlerdir. Kırık bir şişe bile orman yangınına neden olabilir. Sayın Pakdemirli; Anayasanın 169. Maddesi  yangın sonrası boşalan alanların orman haline getirilmesi şartını getirmiştir. Aslında en iyi korunan orman alanları olduğunu söylüyor. Son orman yangınında yaşamını yitiren orman şehidimiz geçici orman işçisi Görkem Hasdemir adına ekim sezonunda hatıra ormanı yapılacak. Son yıllarda orman yangınlarını önlemek için İHA’lar ve geceleri de termal kameralar kullanılmakta. Öyle ki; gündüz ormanda çakmak kullanılsa görülebilen bir sisteme sahibiz. Bu konuda biz ve ABD birinciliği paylaşıyoruz. Ayrıca orman yangınlarının söndürülmesi  mücadelesinde dünyada ikinciyiz. Kalın sağlıcakla.