• 14.11.2021 20:46

1900’lü yılların başı…

Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas ve Balkan Cephesi’nde yaşanan savaşlar milyonlarca insanı yerinden yurdundan etti.

Sarıkamış’ta 90 bin vatan evladını donarak kaybeden ve on yıllardır süren savaşlardan yorgun ve bitkin düşen halk,  Osmanlının savaşı kaybetmesiyle birlikte, bir daha geri dönmemek üzere vatan belledikleri toprakları terk ederek sürgün yollarına düştü…

Bu öylesine bir ağır yolculuktu ki;

Çerkezler, Abazalar Kafkas ellerinden, Batum, Acara, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu illerinden binlerce Laz, Gürcü, Hemşinli, kimi deniz yoluyla kimi öküz arabasıyla…

Sırp ve Bulgar çetelerinin zulmünden kaçanlar ise Arda boylarından, Trakya üzerinden  Anadolu içlerine doğru göç yollarına düştü.

Aç ve sefil bir vaziyette Düzce’ye ulaşan halk, Düzce ovasını kendine yeni yurt edindi, vatan belledi…

Yaşadığımız şehir sırf bu nedenle Atatürk’ün kurduğu Genç Cumhuriyetinin proje şehri olarak tanımlandı.

Bu nedenle Düzce için 77 buçuk milletin huzur içinde yaşadığı yer denildi.

Adı yıllardır hoşgörü şehri olarak anıldı ve hala öyle anılmakta…

Sayın valim,

 Bu şehirde yaşayan herkes gibi siz de son 10 gündür yaşananları görüyor ve izliyorsunuz.

Düzce’nin  Şehrül Emin’i olması gereken sayın Faruk Özlü, halkın oylarıyla seçilen belediye meclisini yok sayarak, hiç kimseyle istişare etmeden, konuşmadan,  bu şehirde yaşayan herkesin Olimpiyat olarak bildiği kavşağın  adını parayı verenin düdüğü çaldığı başka birine isim hakkını satarak şehrin sinir uçlarıyla oynuyor.

Sayın valim,

Yerel basın, bizatihi Sayın Özlü’nün ‘Bölücü Basın’ suçlamalarına rağmen günleridir kamuoyunun hassasiyetini gündeme taşıyor. Yanlıştan geri dönülmesi için yazıyor, çiziyor, uyarıyor.

Yerel basın, şehrin sinir uçlarıyla oynandığını düşündüğü o  bölgeye ayna tutuyor… 

Mensubu bulunduğu partinin il başkanı dahil olmak üzere şehrin bütün siyasetçileri, kanaat önderleri, STK temsilcileri, kardeşlik hukukumuza zarar vereceğini düşündüğü  bu  yanlıştan dönülmesi için açıklama yapıyor,

Olimpiyat kavşağı bölgesinde yaşayan halk, o bölgede işyerleri olan esnaf, günlerdir tabela krizi nedeniyle rahatsız olduklarını, 40-50 yıla dayanan komşuluk hukuklarının suni bir tartışma yüzünden yara almaya başladığını  dile getiriyor… Yanlıştan dönülsün istiyor.

Bir yandan var olan krizin istişare yoluyla düzeltilmesini isteyenlerin saygıya değer çabaları devam ederken, durumundan vazife çıkaran bir takım kendini bilmezler ise, vatandaşın haklı isteğini  sabote edercesine kavşaktaki tabelaya boya dökerek krizden beslenen provokatörlerin değirmenine su taşıyor.

Kavşağın her noktasında  mobese kameraları olduğunu bile bile yaptıkları provokasyonla vatandaşın haklı  talebini gölgelemeye, olayı adli bir vaka haline dönüştürmeye çalışanları yakalamak ve adli makamlara teslim etmek tabi ki güvenlik güçlerimizin görevi ancak, olayların bu noktaya tırmanmasına sebep olanları;  nafile bir çaba ve  kör bir inat uğruna  “ben ne dersem o olacak” yanlışını sürdürenleri de unutmamak kaydıyla.

Sayın valim,

Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın otoritesini   Düzce’de siz temsil ediyorsunuz. Devletin bu şehirdeki forsunu siz taşıyorsunuz.

Sıfatı, geçmişi, kariyeri, bugünkü konumu ne olursa olsun Düzce’de yaşanan yüzbinlerce insanın kahir ekseriyetinin karşı çıktığı isim değişikliği inadından vazgeçilmesi için devreye girin ve devletin yumruğunu masaya vurarak bu inada dur deyin!

Hoşgörü şehri Düzce’nin  bir arada yaşama hukukuna gölge düşürmek  isteyenlere geçit vermeyin!

Düzcelilerin sizden beklentisi budur.

Saygılar sunarım.